Şahmaran III – İçsel Bilgelik

Sanatçı
Melike Doğan
Koleksiyon
Masalın Hafızası — Şahmaran Serisi
Teknik
Serbest şekillendirme, şamotlu çamur ve Raku pişirimi
Tema
Kendine dönüş, sessizlik, doğanın bilgisini taşıma
Boyut
35 × 50 cm
Yıl
2010

Yılan bedeninden yükselen insan yüzü, artık dışa değil içe bakar. Bilgelik dışarıda aranan bir sır değil, bedenin kıvrımlarında saklı duran sessiz bir hafızadır.

Serinin üçüncü hâlinde Şahmaran artık ikiye ayrılmaz. Ortak gövde alt kısımda dalga dalga genişleyerek toprağa köklenir, üst kısımda ise dikey bir yükselişle insan yüzüne dönüşür. Yılan başı öne doğru atılırken, insan yüzü hafif arkaya eğik, gözleri kapalı gibidir. Sanki beden ileri gitmek isterken, yüz kendi içine, kendi bilgeliğine döner.

Şahmaran, Anadolu'nun sözlü kültüründe yüzyıllardır yaşayan; bilgelik, doğa, şifa, sır ve dönüşüm kavramlarıyla ilişkilendirilen kadim bir anlatının izlerinden doğan seramik heykel serisidir.

Bu seride Şahmaran, geleneksel anlatılardaki yarı insan yarı yılan biçiminin doğrudan bir temsili olarak ele alınmaz. İnsan yüzü, yılansı beden ve organik formlar birbirine eklenen ayrı parçalar olmaktan çıkar; kıvrılan, bölünen, yeniden birleşen ve sürekli dönüşen tek bir varlığa dönüşür. Böylece Şahmaran, belirli bir figürden çok insan ile doğa arasındaki sınırda yaşayan bir varoluş biçimi olarak yeniden yorumlanır.

Heykellerde tekrar eden spiral hareketler, iç boşluklar, karşı karşıya gelen insan ve yılan biçimleri; eşik, dönüşüm, ikilik, içsel bilgelik ve özlem kavramlarını görünür kılar. Boşluk ise yalnızca heykelin biçimsel bir unsuru değildir; yerüstü ile yeraltı, bilinen ile bilinmeyen, insan ile doğa arasındaki geçişi çağrıştıran sembolik bir alana dönüşür.

Serinin her parçası Şahmaran'ın başka bir hâlini taşır. Kimi zaman insan ve yılan aynı bedende birbirine dönüşür, kimi zaman figür kendi içine kıvrılır; kimi zaman ise insan yüzü ile doğasal beden arasındaki mesafe bir sessizlik ve özlem duygusu yaratır. Bu farklı biçimler boyunca Şahmaran'ın bilgeliği, dışarıdan edinilen bir bilgi olmaktan çok toprağın, suyun ve canlılığın içinde saklanan kadim bir hafıza olarak düşünülür.

Şahmaran Heykel Serisi, masalı yeniden anlatmak yerine onun bellekte bıraktığı izlerin peşinden gider; Şahmaran'ı geçmişten gelen mitolojik bir karakter olarak değil, doğa, insan ve hafıza arasındaki ilişkinin bugün de dönüşmeye devam eden simgesel bir varlığı olarak ele alır.

Bu eser hakkında yazın