Melike Doğan atölyede, desenli bir kâseyle çalışırken

Melike Doğan

Uarttasarım · Çanakkale

Hakkında

Melike Doğan, çalışmalarında seramiği yalnızca biçim verilen bir malzeme olarak değil; belleğin, doğanın ve kültürel anlatıların izlerini taşıyan bir ifade alanı olarak ele alan seramik sanatçısı ve ressamdır.

Sanatsal üretiminin merkezinde Anadolu’nun kültürel belleği, mitler ve masallar, insan ve doğa arasındaki ilişki ile geçmişten günümüze aktarılan imgelerin çağdaş sanat içerisindeki dönüşümü yer alır. Seramik heykel, resimli seramik, özgün işlevsel formlar ve giyilebilir seramik eserler üzerinde çalışan sanatçı, farklı üretim alanlarını ortak bir görsel ve kavramsal dil içerisinde buluşturur.

Türk masalları ve mitolojik anlatılar, Doğan’ın seramik heykellerinde önemli bir yere sahiptir. Şahmaran, Zümrüd-ü Anka, Tepegöz ve Türk masallarında karşılaşılan farklı karakterler; sanatçının çalışmalarında anlatının doğrudan betimlenmesinden uzaklaşarak yeniden yorumlanır. Bu figürler zamanla bilgelik, dönüşüm, doğuş, kırılma, yalnızlık, arayış ve yeniden varoluş gibi evrensel kavramların taşıyıcılarına dönüşür.

Doğa ise sanatçının üretimlerinde hem bir gözlem alanı hem de güçlü bir görsel hafızadır. Zamansız Manzaralar serisinde kendi doğa gözlemleri ve fotoğraflarından hareketle su, gökyüzü, ağaç, kıyı ve bitkisel izleri seramik yüzey üzerinde yeniden kurgular. Manzara burada belirli bir coğrafyanın betimlemesi olmaktan çıkar; bellekte parçalanan, düşle birleşen ve formun çevresinde değişmeye devam eden zamansız bir mekâna dönüşür.

Doğan’ın antik formlar ve Anadolu’nun arkeolojik mirasıyla kurduğu ilişki de üretiminin başka bir katmanını oluşturur. Geçmişin biçimsel hafızasını çağdaş resimsel ve plastik yaklaşımlarla bir araya getirerek geleneksel seramik formunun bugünün sanat dili içerisindeki olanaklarını araştırır.

Giyilebilir seramik çalışmalarında ise heykel ile takı arasındaki sınırı araştırır. Kadın figürleri, Anadolu tanrıça imgeleri, deniz kabukları, doğadan alınan organik biçimler ve semboller küçük ölçekli heykellere dönüşerek beden üzerinde taşınabilir sanat nesneleri hâline gelir. Her parçanın tek ve elde üretilmiş olması, sanatçının özgünlük ve yavaş üretim anlayışının bir uzantısıdır.

Melike Doğan için seramik; geçmiş ile bugün, doğa ile insan, gerçek ile düş arasında kurulan bir bağdır. Çalışmalarında biçim, yüzey, renk ve anlatıyı bir araya getirerek izleyiciyi yalnızca görünen forma değil, onun taşıdığı hafızaya ve çağrışımlara da bakmaya davet eder.

Sanatsal çalışmalarını Uarttasarım / Uart Design Studio çatısı altında sürdüren sanatçı; seramik heykel, resim, özgün seramik formlar ve mimari seramik uygulamaları üzerine üretmeye devam etmektedir.