Masallarda Dev Anası, devler gibi iri yapılı, çirkin ve korkunçtur. Fakat bu korkutucu bedenin içinde devlerden farklı olarak merhametli ve anaç bir kişilik taşır. Masalın en kritik eşiğidir. Kahraman onun arkasından dolaşıp sütünü emdiğinde, artık onun evladı sayılır; Dev Anası onu korur ve diğer devlerin zarar vermesine engel olur.
Bu motif, Anadolu masallarının en kadim anaerkil izlerinden biridir. Korkulan ama aynı zamanda sığınılan bir anadır.
Benim biçimlendirdiğim Dev Anası, bu özelliklere uygun olarak çirkin, korkunç ve ilkel bir görünüştedir. Elinde bir kepçe tutar, önündeki kazanla yemek yapar konumda durur. Bu kazan, sadece yamyamlığın değil, aynı zamanda bereketin de kabıdır. İçinde tüm dünyanın nimetlerini kaynatır. İsli pişirimin verdiği yanık, topraksı doku, onun çağlar öncesinden gelen ilkel gücünü vurgular. Kazan, bu çirkinliğin ardındaki sonsuz anaçlığın ve merhametin simgesidir.
Anadolu’nun sözlü kültüründe kuşaktan kuşağa aktarılan masallar; yalnızca düşsel hikâyeler değil, toplumun korkularını, umutlarını, dönüşümlerini ve ortak belleğini taşıyan anlatılardır.
“Masalın Hafızası”; Şahmaran, Zümrüdüanka, Keloğlan, dev, dev anası, padişah ve prens gibi karakterleri çağdaş seramik heykel diliyle yeniden yorumlar.
Elle biçimlendirilen her figür, geleneksel anlatıdaki görünümünün ötesine geçerek kendi simgesel anlamını ve hikâyesini taşıyan özgün bir sanat eserine dönüşür.