Anka’nın dönüşüm yolculuğunda yeni bir başlangıcı temsil eden bu çalışma, açık renkli yüzeyi ve katmanlar hâlinde yükselen kanatlarıyla serinin önceki parçalarından ayrılır. Gövde üzerinde görülen çatlaklar ve yüzey izleri, geçmişin silinmediği; yeniden doğan varlığın belleğinde yaşamaya devam ettiği düşüncesini taşır. Yukarı doğru uzanan boyun ve açılarak çoğalan kanatlar ise yeniden doğuşun ardından gelen hafifleme, özgürleşme ve yükselme duygusunu güçlendirir. Anka V, geçmişin izlerini taşıyarak yeniden başlayan yaşamı simgeler.
Anka Serisi, mitolojik Anka kuşunun yeniden doğuş anlatısından hareketle, dönüşüm ve belleğin izlerini seramik form üzerinden araştırır. Seride Anka, geleneksel betimlemelerinden uzaklaşarak yalınlaşır; gövde, kanat, boyun ve kuyruk kimi zaman tek bir akışkan forma dönüşür, kimi zaman parçalanarak ve çoğalarak mekâna açılır.
Her heykel, aynı varlığın farklı bir hâli gibidir. Ateşin kırmızıları, karanlık metalik yüzeyler ve toprağı çağrıştıran kahverengiler; yok oluş ile yeniden varoluş arasındaki farklı eşikleri temsil eder. Seramik yüzeyde kalan çatlaklar, renk geçişleri ve pişirim izleri gizlenmez; aksine dönüşümün belleği olarak formun bir parçasına dönüşür.
Bu nedenle seride yeniden doğuş, geçmişin tamamen silinmesi anlamına gelmez. Anka her dönüşümünde önceki varoluşundan izler taşır. Kırılır, değişir, yeniden biçimlenir ve yükselir.
Anka Serisi, yeniden başlamaktan çok, geçmişin izlerini taşıyarak başka bir varoluşa dönüşmenin hikâyesidir.