Anka’nın yeniden doğuş döngüsünün tamamlandığı bu çalışma, yükselen gövdesi ve farklı yönlere açılan kanat ve kuyruk parçalarıyla özgürleşme ve hareket duygusunu öne çıkarır. Gövdeden çoğalarak dışarıya uzanan sivri formlar, içsel bir enerjinin açığa çıkışını ve yeniden kazanılan yaşam gücünü çağrıştırır. Topraksı ve koyu yüzey, Anka’nın ateşten ve dönüşümden taşıdığı izleri korurken; yukarı yönelen baş ve açılan kanatlar yeni bir başlangıca işaret eder. Anka IV, dönüşümünü tamamlayan varlığın özgürleşmesini ve yeniden yaşamın içine yükselişini simgeler.
Anka Serisi, mitolojik Anka kuşunun yeniden doğuş anlatısından hareketle, dönüşüm ve belleğin izlerini seramik form üzerinden araştırır. Seride Anka, geleneksel betimlemelerinden uzaklaşarak yalınlaşır; gövde, kanat, boyun ve kuyruk kimi zaman tek bir akışkan forma dönüşür, kimi zaman parçalanarak ve çoğalarak mekâna açılır.
Her heykel, aynı varlığın farklı bir hâli gibidir. Ateşin kırmızıları, karanlık metalik yüzeyler ve toprağı çağrıştıran kahverengiler; yok oluş ile yeniden varoluş arasındaki farklı eşikleri temsil eder. Seramik yüzeyde kalan çatlaklar, renk geçişleri ve pişirim izleri gizlenmez; aksine dönüşümün belleği olarak formun bir parçasına dönüşür.
Bu nedenle seride yeniden doğuş, geçmişin tamamen silinmesi anlamına gelmez. Anka her dönüşümünde önceki varoluşundan izler taşır. Kırılır, değişir, yeniden biçimlenir ve yükselir.
Anka Serisi, yeniden başlamaktan çok, geçmişin izlerini taşıyarak başka bir varoluşa dönüşmenin hikâyesidir.