Anadolu Ekininde Güzeller, Şeref Doğan’ın Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel belleğinden ve bu coğrafyada yaşamış uygarlıkların bıraktığı insan imgelerinden hareketle oluşturduğu seramik heykel serisidir.
Serinin merkezinde insan figürü yer alır; ancak figür, doğrudan betimlenen bir beden olmaktan çıkarılarak giderek arındırılmış, soyut ve organik bir biçime dönüştürülür. Yüz, el ya da bedenin tanımlayıcı ayrıntıları ortadan kalkarken geriye insanı hâlâ sezdiren dikey bir duruş, kıvrım, hacim ve boşluk kalır. Böylece geçmişten gelen figür düşüncesi çağdaş bir plastik dile taşınır.
Doğan’ın sanatında önemli bir yere sahip olan “Nüve / Nucleus”, bu serinin de temel düşüncesini oluşturur. Sanatçı, geçmiş uygarlıklara ait imgeleri yeniden üretmek yerine onların özüne ulaşmaya yönelir. Biçim ayrıntılarından arındıkça yalınlaşır; yalınlaştıkça belirli bir zamana ya da kültüre ait olmaktan uzaklaşarak daha evrensel bir insan imgesine dönüşür.
Tekil, ikili ve üçlü figürlerden oluşan seride dikeylik ortak bir biçim dili oluştururken; kıvrılan yüzeyler, açılan ve kapanan hacimler, figürlerin arasında ya da kendi gövdeleri içinde oluşan boşluklar heykellere hareket kazandırır. Eser, tek bir bakış açısından tamamlanmaz; izleyici heykelin çevresinde dolaştıkça siluet değişir, yeni boşluklar ortaya çıkar ve form yeniden biçimlenir.
Seramik yüzeylerde kızıl ve topraksı tonlardan açık, koyu ve metalik etkilere uzanan farklı uygulamalar görülür. Ateşin ve pişirim sürecinin bıraktığı izler, kimi eserlerde daha arkaik ve zamansız bir karakter oluştururken kimi eserlerde ışıkla değişen çağdaş yüzeylere dönüşür. Doku ve renk, biçimin önüne geçmek yerine onun hareketini ve hacmini güçlendiren unsurlar olarak kullanılır.
Anadolu Ekininde Güzeller, geçmişin biçimlerini yeniden kurmaktan çok onların taşıdığı özü araştırır. Anadolu’nun kültürel belleğinden süzülen insan imgesi, Şeref Doğan’ın yalınlık, arınmışlık ve dinamizm üzerine kurduğu plastik anlayış içerisinde yeniden şekillenir. Seride “güzel”, idealize edilmiş bir beden olmaktan çıkar; insanın zamandan ve ayrıntıdan arındırılmış, bellekte kalan özüne dönüşür.